
Güneş gözüne doğar ya bazen, yani öyle gelir
uykunda sana. Ama güneş benim tam gözümün
içine doğdu bugün. Balkona çıkıp yalınayak sokağı
seyrettim. Biraz gülümsedim.
Biraz içim serinledi, biraz soğukkanlıydım…
Aylardan beri uyuklarken minik bir buseyle hayata
dönmüş gibiydim biraz…
Bugün, güzel bir gün… Bugün yağmur bile yağsa
gökkuşağı çıkar ardından. Bugün rengârenk düşler
görüyorum gözümün değdiği yerlerde. Bugün
hiçbir çocuk üzülmüyor gibi hissediyorum. Anlam
yüklemeden bakıyorum etrafıma ve insanlardan
beklentilerimi yok denecek kadar aza indirgiyorum
bugün…
Balıklarım uyuyordu ben uyandığımda. Tek tek
konuştum onlarla. Sessizdim. Uzanıyorlardı boylu boyunca. Biraz tedirginlerdi. Gözlerinin açıklığını
ona yordum.
Sahi, balıklar gözü açık mı uyur?
İyi yıllar…



Tesadüfen tanıştım ADI YOK’ la ve bu sayıyla… Editörümüzün (nasıl da hemen benimsemişim
) sempatik, adeta ruha dokunan güzel yazısı; sanki “Aramıza hoşgeldin…” der gibiydi… Yeniden, yeni, bambaşka bir umut belirdi içimde… Teşekkür ederim emeği geçen herkese… Ve umarım günün birinde benden de bir parça olur bir sayısında. Hani “…yaşamdan geriye yazılanlar kalıyor…” ya… İşte öyle…
adı yok dergisi ile ilkokulda tanıştm çok güzeldi o dergide insanı okudukça içine çeken bişey wardı sanki sonra o dergiye abone oldm her ay derginn yeni sayılarını okuyordm herkeze tawsiye ederim çok güzel bi dergi