Ruhuma üfleneni yazan bir kâtibim ben. Nice kelimelere gebe kalan, onları ince ince tartıp, sonunda kalemi mürekkebe batırıp yaz deneni yazan bir kâtibim…
Ben sesim, ben soluğum… Beni uykularımdan uyandıran, masaldan gerçeğe bir adım yaklaştıran, ne olduğumu, nerden gelip nereye gittiğimi hatırlatan, mahremiyetimde insanlığın aradığı sırrı bulduğum bir nefesim.
Leyla’yım ben, Zühre’nin duasıyım. Doğayı okur gibi, ağacı, yaprağı, insanı okur gibi okunmayı bekleyen bir nesirim, nazımım…
Açtım kollarımı bekliyorum. Sen gelince bahar gelecek, sen gelince yağmur duracak. Kalemle nefes bir olacak. Gece güne dönecek öyle ya! Aslolan sözdür sevgili, gerisi beyhude!




Çok güzel bi’ önsözle başlanmış bu sayıya. Yazmaya devam.
Bu dergiyi elime alıp şöyle uzun uzun,oyalana oyalana okuma şansım olmadığına üzülüyorum.Ama sevdim bu dergiyi…Bir gün belki benim de cümlelerin yer alır sayfaları arasında…Misafirlere yer vardır umarım:)